Dolandırıcılık suçunda (TCK Madde 157) 'malvarlığına zarar verme' unsurunun gerçekleşmesi için ekonomik zararın 'nesnel ölçütlere göre belirlenebilir' olması ne anlama gelir? Bu kriterin pratik uygulamadaki önemi nedir?
Dolandırıcılık suçunun maddi unsurlarından biri olan 'zarar', Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2017/590 E. , 2017/318 K.; 2017/4 E. , 2019/383 K.) tarafından 'nesnel ölçüler göz önünde bulundurularak belirlenecek ekonomik bir zarar' olarak tanımlanmıştır. Bu ifade, zararın soyut veya manevi nitelikte olmaması, aksine, para veya parasal karşılığı olan bir değer kaybı olması gerektiği anlamına gelir. 'Nesnel ölçütlere göre belirlenebilir' olması, zararın somut, ölçülebilir ve hesaplanabilir bir ekonomik kayıp olması gerektiğini vurgular. Örneğin, bir kişinin duygusal olarak aldatılması veya itibarının zedelenmesi, tek başına dolandırıcılık suçunun 'zarar' unsurunu oluşturmaz. Ancak, bu aldatma sonucunda kişinin parasını kaybetmesi veya bir malını ekonomik değerinin altında satmak zorunda kalması ekonomik bir zarar olarak kabul edilir. Pratik uygulamadaki önemi, suçun 'zarar' unsurunun somut olarak ispatlanmasını gerektirmesidir. Savcılık, iddianamede oluşan zararı ve miktarını belirtmeli, mahkeme de hükmünde bu zararı somut delillere dayanarak tespit etmelidir. Zararın nesnel olarak belirlenememesi, suçun oluşumunu engelleyebilir veya ceza tayinini zorlaştırabilir.