INTERPOL bültenlerinin (özellikle Kırmızı Bülten) 'geçici tutuklama' kararlarının Türkiye'deki hukuki dayanağını ve bu süreçte Türk makamlarının rolünü açıklayınız. Kırmızı bültenin tek başına bağlayıcı olmaması ilkesinin istisnaları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #265678

Kırmızı bülten, kişinin arandığına dair diğer ülkeleri bilgilendiren bir araç olup, tek başına Türk Hukuku açısından doğrudan bağlayıcı bir yakalama müzekkeresi niteliği taşımaz. Ancak, INTERPOL bülteni yayınlayan devletin Türkiye'nin taraf olduğu Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi'ne taraf olması ve bu sözleşmenin 14. maddesi uyarınca bir geçici tutuklama talebi olması ya da kırmızı bülten talep eden devlet ile Türkiye arasında buna ilişkin ikili bir anlaşma bulunması halinde, kırmızı bülten geçici tutuklama için bir gerekçe olarak kabul edilmektedir (sen.av.tr makalesi). Bu durumda, 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu'nun 14/1. maddesi uyarınca kişi hakkında geçici tutuklama kararı verilebilir. Türk makamları (soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma aşamasında yetkili mahkeme, hükümlüler için Cumhuriyet Başsavcılığı) yakalama kararına istinaden kırmızı bülten talebinde bulunur ve kişi yurtdışında yakalandığında iade evrakını hazırlar. Tersine, Türkiye'de yakalanan kırmızı bültenle aranan bir kişi için ilgili ülke iade talep ettiğinde, Türk mahkemelerince 6706 sayılı Kanun uyarınca iade yargılaması yapılır ve iade zorunluluğu bulunmayabilir (örn. Kanun m.11 kapsamındaki durumlar varsa iade talebi kabul edilmeyebilir).