Dolandırıcılık suçunun (TCK Madde 157) mağdurunun hukuka veya ahlaka aykırı bir amaç gütmesinin, suçun oluşumuna engel teşkil etmemesi ilkesinin hukuki gerekçelerini ve bu ilkenin pratik uygulamadaki önemini Yargıtay içtihatları ile değerlendiriniz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2017/504 E. , 2018/572 K. ve 2015/1072 E. , 2018/633 K.) içtihatlarına göre, dolandırıcılık suçunda mağdurun hukuka veya ahlaka aykırı bir amaç gütmesi, suçun oluşumuna engel teşkil etmez. Bu ilkenin hukuki gerekçesi, dolandırıcılık suçunun birincil olarak kamu düzenini, genel güveni ve kişilerin malvarlığı haklarını korumasıdır. Mağdurun amacının meşru olup olmaması, suçun kamuya karşı işlenen yönünü ve aldatma fiilinin haksız menfaat sağlama neticesini değiştirmez. Aksi takdirde, hileli davranışlarla menfaat temin eden failin 'mağdur zaten yasa dışı bir iş yapıyordu' gerekçesiyle cezasız kalması, suçla mücadelede zaafiyet yaratır ve hileyi meşrulaştırır. **Pratik Uygulamadaki Önemi:** Yargıtay 20. Ceza Dairesi (2015/10215 E., 2017/667 K.) bir kararda, uyuşturucu madde satımı karşılığında para alıp maddeyi teslim etmeme eylemini dolandırıcılık olarak kabul etmemiştir, zira bu tamamen hukuka aykırı bir ilişkiden kaynaklanan bir ihtilaf olarak görülmüştür. Ancak bu karar istisnai olup, genel eğilim, mağdurun yasa dışı veya ahlaka aykırı bir amaçla hareket etmesinin, failin hileli eylemlerini meşrulaştırmayacağı ve dolandırıcılık suçunun oluşmasına engel olmayacağı yönündedir. Örneğin, bir kamu görevlisinin nüfuzunu kullanarak yasa dışı bir işi halletme vaadiyle para alması, TCK 158/2 gereği nitelikli dolandırıcılıktır, burada mağdurun amacı (yasa dışı iş) suçun oluşumunu engellemez.