CMK Madde 218/2'de mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması halinde izlenecek usul, Yargıtay'ın 'maddi gerçeğin saptanması' ilkesi ve 'hukuken bağlayıcılık' tartışması bağlamında nasıl ele alınmıştır? Bir örnekle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #265665

CMK Madde 218/2, kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması halinde, mahkemenin ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek hükmünü vermesini öngörür. Yargıtay (örneğin 1. Ceza Dairesi 2016/3845 E. , 2016/4294 K. ve Ceza Genel Kurulu 2012/5-974 K. , 2013/49 K.) 'maddi gerçeğin saptanması' ilkesi doğrultusunda, şekli duruma değil, somut gerçeğe itibar edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Nüfus kayıtları birincil delil olmakla birlikte, bu kayıtlara itiraz edildiğinde (örn. mağdurun daha büyük olduğu iddiasıyla), mahkemenin yaş tespiti için kemik grafileri, Adli Tıp Kurumu raporları gibi bilimsel delillere başvurması gerekir. Bu bağlamda, asliye hukuk mahkemelerinin yaş düzeltme kararları, ceza yargılaması için otomatik olarak bağlayıcı değildir. Yargıtay, asliye hukuk mahkemesinin ceza yargılamasından habersiz olarak verdiği yaş düzeltme kararlarını dahi hukuka aykırı bulabilmekte ve ceza mahkemesinin kendi usulüne göre (Nüfus Kanunu usulleri dahil) yeniden araştırma yapmasını talep etmektedir. **Örnek:** Mağdurun nüfus kaydında 14 yaşında görünmesine rağmen, sanık tarafından 18 yaşından büyük olduğu iddia edildiğinde, eylemin TCK 103 (çocuğun cinsel istismarı) mu yoksa TCK 104 (rızaya dayalı cinsel ilişki) mu olacağı yaşa göre değişeceğinden, mahkeme CMK 218/2 uyarınca Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alarak gerçek yaşı tespit etmelidir, aksi halde eksik inceleme nedeniyle hüküm bozulur.