Dolandırıcılık suçu (TCK Madde 157) ile hırsızlık suçu (TCK Madde 141) arasındaki 'zilyetliğin devri' ve 'hile' unsurları bağlamında temel farkları bir senaryo üzerinden açıklayınız. Yargıtay içtihatları ışığında faydalanınız.
Dolandırıcılık ve hırsızlık suçları arasındaki en temel fark, malın zilyetliğinin fail tarafından nasıl elde edildiğidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2017/4 E. , 2019/383 K.) bu ayrımı net bir şekilde ortaya koymuştur: Hırsızlık suçunda eşya, sahibinin (zilyedinin) rızası olmaksızın alınırken, dolandırıcılık suçunda mal, sahibinin (zilyedin) rızasıyla teslim edilmektedir. Ancak bu rıza, failin hileli davranışları ile elde edilmiş olduğu için geçerli bir rıza değildir. **Senaryo:** Sanık (A), bir mağazanın kasiyerine büyük bir banknot uzatarak para üstü ister. Kasiyer para üstünü ayarlarken, A lafa tutar ve kafasını karıştırır. Sonra 'tamam ben bozuk buldum' diyerek verdiği büyük banknotu geri alır ve kasada kasiyerin elinde duran para üstünden bir kısmını da alıp uzaklaşır. **Değerlendirme:** Eğer A, kasiyerin elindeki parayı onun rızası dışında (hileli davranışlar sonucu dalgınlığından faydalanarak) fiziksel olarak alıp uzaklaştıysa, bu hırsızlık (özellikle TCK 142/2-b'deki 'özel beceriyle' veya 'çekip almak suretiyle') olur. Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/590 E., 2017/318 K. sayılı kararında benzer bir olayda, sanığın 'basit bir yalanı aşan, ısrarlı ve kararlı bir şekilde devam eden, para uzatıp geri almak ve başka konulardan konuşmak suretiyle mağdurları yanıltacak ve kandıracak yoğunluktaki ustaca planlayıp sergilediği hileli davranışları sonucunda, mağdurların rızalarıyla fazladan kendisine 100’er TL daha verilmesini sağlaması' dolandırıcılık olarak kabul edilmiştir. Yani, eğer kasiyer, A'nın hileli davranışları sonucunda yanılgıya düşerek parayı kendi rızasıyla A'ya teslim etmişse, bu dolandırıcılık suçunu oluşturur. Temel ayrım, malın fiili olarak çalınması (hırsızlık) ile hile sonucunda mağdurun aldanarak malı rızasıyla teslim etmesi (dolandırıcılık) arasındadır.