TCK Madde 227'nin gerekçesi ve uluslararası sözleşmeler bağlamında, fuhuş suçuyla mücadelede 'hazırlık hareketlerinin dahi tamamlanmış suç gibi cezalandırılması'nın özel önemi nedir? Bu yaklaşım, genel ceza hukuku ilkeleriyle (örn. teşebbüs, icra hareketi) nasıl bir denge içindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #265642

TCK Madde 227/1'de, çocuğa yönelik fuhuş suçunun işlenişine yönelik hazırlık hareketlerinin dahi tamamlanmış suç gibi cezalandırılacağı açıkça belirtilmiştir. TCK Madde 227 Gerekçesi'ne göre, bu düzenleme Türkiye'nin fuhuşla mücadele konusundaki uluslararası sözleşmelerden (örn. 1910 Paris, 1921 ve 1933 Cenevre, 1949 BM sözleşmeleri) kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla yapılmıştır. Bu sözleşmeler, suçun teşebbüsünü ve hatta hazırlık hareketlerini bile cezalandırmayı öngörür. Genel ceza hukukunda, suçun tamamlanması için icra hareketlerinin başlaması ve çoğu zaman neticenin meydana gelmesi gerekirken, hazırlık hareketleri genellikle cezalandırılmaz. Ancak fuhuş suçunda, özellikle çocukların sömürülmesinin önlenmesindeki yüksek kamusal menfaat ve uluslararası işbirliği gerekliliği nedeniyle bu istisnai durum getirilmiştir. Bu, suçun önlenmesi ve mağdurların korunması amacıyla kanun koyucunun iradesiyle yapılan ağır bir müdahale ve önleyici bir yaklaşımdır. Yargıtay (örn. 18. Ceza Dairesi 2015/29820 E., 2017/6282 K.) bu tür hazırlık hareketlerinin icraya elverişli bulunması halinde cezalandırılmasının hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Bu denge, suçla mücadelenin etkinliğini artırmak için klasik ceza hukuku sınırlarının ötesine geçilmesini meşrulaştırmaktadır.