INTERPOL Dosya İnceleme Komisyonu (CCF) tarafından 'non bis in idem' (bir fiilden dolayı birden fazla yargılama yapılamaz) ilkesi Interpol bültenlerine karşı yapılan başvurularda nasıl uygulanmaktadır? Bu ilkenin uluslararası alandaki sınırlılıkları Türkiye Cumhuriyeti açısından ne gibi sonuçlar doğurur?
INTERPOL Dosya İnceleme Komisyonu (CCF), 'non bis in idem' ilkesini Interpol bültenlerine karşı yapılan başvurularda değerlendirmekle birlikte, bu ilkenin uluslararası alanda sınırlı bir uygulama alanı olduğunu belirtir. CCF'nin 2023/02 sayılı kararına göre, bu ilkenin amacı bir kişinin aynı olaylardan dolayı birden fazla kez yargılanmamasını, mahkum edilmemesini veya beraat etmemesini sağlamaktır. Ancak uluslararası düzeyde, ikili veya çok taraflı anlaşmalar kapsamında devletler tarafından açıkça kabul edildiği durumlar haricinde, aynı şekilde tanınmamaktadır. Yani, bir ülkenin yargılama sürecinde bu ilkeye dayanarak bir iade davasını reddetmesi, otomatik olarak INTERPOL bülteninin silinmesini gerektirmez; zira kişi başka bir ülkede yakalanabilir ve iade süreci başlatılabilir. Türkiye Cumhuriyeti açısından, kırmızı bültenin tek başına bağlayıcı olmaması ve iade yargılamasının 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu hükümlerine göre yapılması, bu ilkenin somut olay bazında değerlendirilmesini zorunlu kılar. Eğer Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde veya ikili anlaşmalarda 'non bis in idem' ilkesinin uygulanmasına dair özel hükümler varsa, bu ilke iade sürecinde dikkate alınır ve iade talebinin reddine yol açabilir. Ancak genel olarak, INTERPOL bülteninin kendisi bu ilke gereği doğrudan silinmez, ulusal yargılamaların sonucuna bırakılır (sen.av.tr makalesi).