INTERPOL Ana Tüzüğü'nün (Constitution) hukuki niteliği ve INTERPOL'ün uluslararası örgüt statüsü doktrinde ve uluslararası alanda neden tartışmalı bir konudur? Bu tartışmanın Türkiye Cumhuriyeti açısından pratikteki önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #265631

INTERPOL Ana Tüzüğü'nün hukuki niteliği, 1956'da kabul edilmesine rağmen, 1969 tarihli Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nde belirlenen usullerde (devlet yetkili temsilcilerinin imzası, belgelerin karşılıklı gönderimi, onay, kabul gibi) düzenlenmemiş olması nedeniyle doktrinde tartışmalıdır. Bazı görüşlere göre, bu durum Ana Tüzüğün uluslararası antlaşma niteliğini taşımadığı ve dolayısıyla INTERPOL'ün uluslararası örgüt statüsünde olmadığı sonucunu doğurur (Buğra Sarı, sen.av.tr makalesi). Ancak BM Hukuk İşleri Ofisi, 1982'de INTERPOL'ü uluslararası örgüt olarak nitelendirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, Ana Tüzüğü taraf devletler tarafından bağlanma iradesinin bulunduğu gözetilerek uluslararası antlaşma niteliğinde kabul etmektedir. Bu tartışmanın Türkiye açısından önemi, INTERPOL bültenlerinin (özellikle kırmızı bültenin) bağlayıcılığı noktasında ortaya çıkar. Kırmızı bülten, Türkiye açısından tek başına bağlayıcı bir yakalama müzekkeresi niteliği taşımaz; ancak 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu m.14/1 uyarınca, uluslararası sözleşmeler (örn. Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi) veya ikili anlaşmalar varsa geçici tutuklama için bir gerekçe teşkil edebilir. Dolayısıyla, INTERPOL'ün uluslararası statüsünün yorumu, uluslararası adli işbirliği süreçlerinin uygulanabilirliğini ve kapsamını doğrudan etkilemektedir.