Bir mahkemenin, taraflar arasında tahkim şartı bulunduğu gerekçesiyle davayı usulden reddetmesi ve bu kararın kesinleşmesi, daha sonra açılan hakem kararının iptali davasında 'geçerli bir tahkim anlaşmasının varlığı' açısından ne gibi bir hukuki sonuç doğurur? Hakem kararının iptali davasına ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından (2023/688 E.) hareketle 'kesin hüküm' kavramı çerçevesinde açıklayınız.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/688 E. sayılı kararında ele alındığı üzere, bir mahkemenin taraflar arasında tahkim şartı bulunduğu gerekçesiyle davayı usulden reddetmesi ve bu kararın kanun yollarına başvurulmaksızın kesinleşmesi, 'kesin hüküm' (mülga HUMK m. 237, HMK m. 303) teşkil eder. Bu kesin hüküm, sadece davanın usulden reddi sonucunu değil, aynı zamanda bu sonuca ulaşılmasını sağlayan ve hüküm fıkrası ile ayrılmaz bir bağ içinde bulunan 'taraflar arasında uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözüleceği' yönündeki gerekçeyi de bağlayıcı kılar. Dolayısıyla, bu kararın kesinleşmesiyle tarafların uyuşmazlığın çözümü konusunda tahkim yoluna başvurmak için zımnen anlaştıkları ve tahkim iradelerinin birleştiği kabul edilir. Bu durum, daha sonra açılan hakem kararının iptali davasında davacının 'geçerli bir tahkim anlaşması yoktur' şeklindeki itirazının dinlenmesine engel olur. Çünkü tahkimin varlığı konusu, önceki mahkeme kararıyla kesin hükme bağlanmıştır ve bu durum, iptal davasına bakan mahkeme de dahil olmak üzere tüm mahkemeleri bağlar.