Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için 'hileli davranışın' niteliği ne olmalıdır? Basit bir yalan hile olarak kabul edilebilir mi? Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2012/15741 E. sayılı kararından örnek vererek açıklayınız.
Dolandırıcılık suçunun oluşumu için hileli davranışın, mağduru aldatacak, yanıltacak ve kandıracak nitelikte olması gerekir. Basit, tek boyutlu bir yalan genellikle hile olarak kabul edilmez. Hilenin, mağdurun denetim olanağını ortadan kaldıracak veya zayıflatacak yoğunlukta ve ustalıkta olması aranır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 21.04.2014 tarihli, 2012/15741 E. ve 2014/7618 K. sayılı kararında bu ayrım net bir şekilde yapılmıştır. Kararda, sadece telefonla konuşma bahanesiyle telefon isteyen sanığın eylemi, eğer 'basit bir yalanı aşan, mağduru yanıltacak ve kandıracak yoğunluk ve güçteki sözleri planlayıp ustaca sergilediği hareketler' içeriyorsa dolandırıcılık olarak kabul edilmiştir. Bu, hilenin sıradan bir yalandan daha fazlası olması, bir kurgu, bir oyun veya desise içermesi gerektiğini göstermektedir. Olayın özelliği, mağdurun durumu ve failin davranışlarının bütünlüğü, hilenin niteliğini belirlemede esastır.