Dolandırıcılık suçu ile güveni kötüye kullanma suçu arasındaki temel ayrım, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.02.2020 tarihli, 2016/1074 E. ve 2020/96 K. sayılı kararına göre hangi unsur üzerinden yapılmaktadır? Açıklayınız.
Yargıtay CGK'nın ilgili kararında ve metnin genelinde vurgulandığı üzere, dolandırıcılık ile güveni kötüye kullanma suçu arasındaki en temel fark, suç kastının oluştuğu zaman ve zilyetliğin devredilme şeklidir. - **Dolandırıcılık Suçunda:** Başlangıçta, yani malın zilyetliği devredilmeden önce var olan bir suç kastı söz konusudur. Fail, hileli davranışlarla mağdurun iradesini sakatlar ve bu sakatlanmış irade sonucunda zilyetliği elde eder. Aldatma, zilyetliğin devrinden öncedir. - **Güveni Kötüye Kullanma Suçunda:** Zilyetlik, hukuka uygun ve aldatılmamış özgür bir iradeyle, belirli bir amaçla (muhafaza etme, kullanma vb.) faile devredilir. Suç kastı ise bu devirden sonra, malın iade edilmesi aşamasında veya devir amacına aykırı bir tasarrufta bulunulmasıyla ortaya çıkar. Yani kast, sonradan oluşan bir kasttır. Bu nedenle, bir olayın hangi suçu oluşturduğunu belirlemek için failin kastının ne zaman oluştuğu ve zilyetliğin hileyle mi yoksa güvene dayalı olarak mı devredildiği tespit edilmelidir.