İnfaz Kanunu Madde 14 kapsamında, doğrudan açık ceza infaz kurumuna alınan bir hükümlünün firar etmesi durumunda kapalı ceza infaz kurumuna gönderilip gönderilemeyeceği hususunda Yargıtay kararlarında ortaya çıkan içtihat farklılığını ve bu farklılığın temelindeki hukuki argümanları (özellikle 'iade edilir' ifadesinin yorumu ve kıyas yasağı ilkesi) açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #26490

Verilen metinlerdeki Yargıtay kararları incelendiğinde bu konuda içtihat farklılıkları olduğu görülmektedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/6275 E. ve 2017/1454 K. sayılı kararında, adli para cezasının hapse çevrilmesi nedeniyle doğrudan açık kuruma alınan ve sonrasında firar eden hükümlünün kapalı kuruma gönderilemeyeceğine karar verilmiştir. Bu kararın temelindeki argümanlar şunlardır: 1) 5275 sayılı Kanun'un 14/4. maddesi ve ilgili yönetmeliğin 12/1-b maddesindeki 'iade edilir' ifadesi, 'kapalı ceza infaz kurumundan, açık ceza infaz kurumuna ayrılanları' kapsar. Doğrudan açık kuruma alınmış birinin kapalı kuruma 'iadesi' mantıken mümkün değildir. 2) Mevzuatta, doğrudan açık kuruma alınanların firar etmesi halinde kapalı kuruma gönderileceğine dair açık bir hüküm yoktur. 3) Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'kıyas yasağı' (TCK m. 2/3) gereğince, hükümlünün aleyhine olan disiplin cezası niteliğindeki bu durumun yorum yoluyla genişletilemeyeceği belirtilmiştir. Buna karşın, yine metinde yer alan başka bir Yargıtay kararında (Yargıtay 8. CD, 2013/14257 E.) ve Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemlerinde ise firar eyleminin niteliği gereği, hükümlünün statüsüne (doğrudan mı alındı, naklen mi geldi) bakılmaksızın kapalı kuruma gönderilmesi gerektiği, firarın bizatihi bir risk oluşturduğu ve infaz hukukunun amacıyla bunun uyumlu olduğu savunulmuştur. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kıyas yasağını daha üstün tutarak ilk görüşü benimsemiştir.