TCK Madde 157'de yer alan 'hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp' ibaresindeki 'hile' unsurunun 'icrai' veya 'ihmali' davranışlarla gerçekleştirilmesi arasındaki farkı açıklayınız. İhmali davranışın hile sayılabilmesi için hangi ek şartın bulunması gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #264692

TCK Madde 157'de düzenlenen dolandırıcılık suçunun hareket unsurunu oluşturan 'hile', icraî bir davranışla gerçekleştirilebileceği gibi, ihmalî davranışla da gerçekleştirilebilir. **1. İcraî Davranışla Hile:** Bu, failin aktif bir şekilde, aldatıcı nitelikteki hareketlerde bulunmasıdır. Yalan söylemek, sahte belge düzenlemek, unvan kullanmak, görünüş yaratmak gibi somut fiillerle mağduru yanıltmasıdır. Örneğin, sahte define bulma senaryosu kurup para almak (Yargıtay 15. CD. 2014/5731 E., 2016/6481 K.) veya ödeme yapma anında kafa karışıklığı yaratmak (Yargıtay CGK 2017/4 E., 2019/383 K.). **2. İhmalî Davranışla Hile:** İhmali davranışla hile, failin pasif kalması, yani mağdurun içine düştüğü hatadan, bir konuda yanlış bilgi sahibi olmasından yararlanarak susması veya bilgi vermemesidir. Ancak, bu durumun hile olarak kabul edilebilmesi için bazı ek şartlar gerekir: * **Bilgilendirme Yükümlülüğü:** Failin, hataya düşen karşı tarafı bilgilendirme konusunda hukuki bir yükümlülüğünün bulunması gerekir. Bu yükümlülük genellikle taraflar arasında bir hukuki ilişkinin (sözleşme, güven ilişkisi, yasal düzenleme vb.) var olduğu durumlarda söz konusudur. Örneğin, bir satış sözleşmesinde satıcının, sattığı malın gizli ayıplarını bildirme yükümlülüğü gibi. * **İhmalin Beyan Değeri Taşıması:** Failin ihmali davranışının (örneğin susmasının), muhatabın belli bir husustaki hatası karşısında bir beyan veya açıklama değerini taşıması gerekir. Yani, failin susması veya bilgi vermemesi, mağdur tarafından sanki bir 'doğrulama' veya 'onay' gibi algılanmalı ve bu pasif davranış nedeniyle mağdur yanılgıya düşmelidir. **Örnek:** Bir emlakçının, sattığı arsanın imar durumu hakkında bilgi vermesi gerekirken, arsanın imara kapalı olduğunu bilmesine rağmen müşterinin yanlış bilgi sahibi olmasından faydalanarak susması ve müşterinin bu yanlış bilgiye dayanarak arsayı satın alması. Eğer emlakçının bu konuda bir bilgilendirme yükümlülüğü varsa ve susması aktif bir aldatma etkisi yaratmışsa, bu durum ihmali hile olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla, her susma hile değildir; hilenin ihmali yolla gerçekleşmesi için, failin hukuki bir bilgilendirme yükümlülüğünün bulunması ve bu ihmalin mağduru hataya sürükleyen bir beyan değeri taşıması zorunludur.