TCK Madde 157'de dolandırıcılık suçunun işlenmesi suretiyle elde edilen yararın miktarı çoğu zaman tam olarak belirlenememektedir' tespiti, adli para cezasının belirlenmesinde ne gibi bir zorluk yaratmaktadır? Kanun koyucunun bu duruma yönelik çözümünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #264679

TCK Madde 157'deki dolandırıcılık suçunun gerekçesinde, 'Dolandırıcılık suçunun işlenmesi suretiyle elde edilen yararın miktarı çoğu zaman tam olarak belirlenememektedir' tespiti yer almaktadır. Bu durum, suçtan elde edilen menfaatin karmaşık işlemleri (örneğin çok sayıda banka işlemi, farklı para birimleri, malvarlığı değerlerinin dönüştürülmesi gibi) içermesi nedeniyle ortaya çıkabilen bir zorluktur. **Yaratılan Zorluk:** Suçtan elde edilen menfaatin tam olarak belirlenememesi, cezanın şahsileştirilmesi (TCK 61) ve özellikle adli para cezasının somut bir miktar üzerinden belirlenmesi açısından bir zorluk yaratır. Zira TCK 52/1'e göre adli para cezası, beş günden az ve yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı takdir edilen miktarla çarpılması suretiyle hesaplanır. Menfaat miktarı tam olarak tespit edilemediğinde, gün sayısının ve dolayısıyla cezanın belirlenmesinde somut bir ölçüt eksikliği yaşanabilir. **Kanun Koyucunun Çözümü:** Kanun koyucu bu zorluğu göz önünde bulundurarak, 'dolandırıcılık suçundan dolayı hapis cezasının yanı sıra ayrıca adlî para cezası öngörülmüştür.' Yani, TCK 157, hapis cezası ile adli para cezasını 'seçenekli' (alternatifli) değil, 'birlikte' düzenlemiştir. Bu çözüm, menfaatin tam olarak belirlenemediği durumlarda dahi, suçun ekonomik boyutunu ve failin haksız kazanç sağlama amacını cezalandırmak adına adli para cezasının mutlak surette uygulanmasını sağlar. **Yargıtay'ın Yaklaşımı:** * Yargıtay, haksız menfaatin tam olarak belirlenemediği durumlarda, hâkimin TCK 61. maddesindeki diğer ölçütleri (suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, failin kastı vb.) ve adli para cezasının alt/üst sınırlarını (5-730 gün) dikkate alarak takdir yetkisini kullanmasını bekler. * Ancak, Yargıtay'ın 11. Ceza Dairesi'nin 2015/841 E., 2017/1015 K. sayılı kararında olduğu gibi, hapis cezası asgari hadden tayin edildiği halde adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının aynı gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşarak belirlenmesi 'çelişki' olarak değerlendirilmiş ve bozma nedeni sayılmıştır. Bu, takdir yetkisinin gerekçeli ve tutarlı kullanılması gerektiğini gösterir. Özetle, kanun koyucu, menfaat miktarının belirlenmesindeki zorluklara rağmen adli para cezasını zorunlu kılarak, suçun ekonomik boyutunun cezasız kalmamasını ve caydırıcılığın sağlanmasını amaçlamıştır.