TCK Madde 157'deki 'basit dolandırıcılık' suçunda, temel cezanın belirlenmesinde TCK 61. maddesindeki ölçütlerin somut olaya nasıl yansıtılması gerektiği Yargıtay içtihadı ile açıklayınız. Özellikle elde edilen haksız menfaat miktarının ceza tayini üzerindeki etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #264668

TCK Madde 157, basit dolandırıcılık suçuna bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası öngörmektedir. Temel cezanın belirlenmesinde hâkimin takdir yetkisi bulunmaktadır, ancak bu takdir yetkisi TCK 61. maddesindeki ölçütlere göre kullanılmalı ve gerekçelendirilmelidir. **TCK 61. Maddesindeki Ölçütler:** Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.06.2013 gün ve 2012/15-1351 E., 2013/328 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, kanun koyucu, cezanın kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime somut olayın özellikleri ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini de göstererek alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevini yüklemiştir. Bu ölçütler şunlardır: * Suçun işleniş biçimi * Suçun işlenmesinde kullanılan araçlar * Suçun işlendiği zaman ve yer * Suç konusunun önem ve değeri * Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı * Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı * Güttüğü amaç ve saik **Elde Edilen Haksız Menfaat Miktarının Etkisi:** Elde edilen haksız menfaat miktarı, TCK 61'deki 'suç konusunun önem ve değeri' ile 'meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı' ölçütleri kapsamında değerlendirilir. Bu miktar, cezanın kişiselleştirilmesi aşamasında hem hapis cezasının hem de adli para cezasının gün sayısının belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2015/12285 E., 2016/11296 K. sayılı kararında, elde edilen haksız menfaat miktarı gözetilerek TCK 3/1 maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerektiği belirtilmiştir. **Örnek Uygulama ve Hatalar:** * Eğer hâkim, haksız menfaatin yüksekliğini dikkate alarak hapis cezasını üst sınıra yakın bir yerden belirlemişse, adli para cezasının da orantılı olarak belirlenmesi gerekir. * Yargıtay 23. CD. 2015/12285 E., 2016/11134 K. sayılı kararında, elde edilen haksız menfaat miktarı yüksek olmasına rağmen, hapis cezasının 4 yıl olarak üst sınırdan tayin edilmesi, TCK 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler somutlaştırılmadan ve hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olduğu için bozma nedeni sayılmıştır. * Yine Yargıtay 11. CD. 2015/841 E., 2017/1015 K. sayılı kararında, hapis cezası asgari hadden tayin olunduğu halde adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının aynı gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşarak belirlenmesi 'çelişki' olarak kabul edilerek bozma nedeni yapılmıştır. Bu durumlar, ceza tayininde hâkimin takdir yetkisini kullanırken her iki ceza türü arasında bir tutarlılık ve orantılılık sağlaması gerektiğini, ve bu belirlemeleri somut ve yasal gerekçelerle desteklemesi gerektiğini göstermektedir.