CMK Madde 218'in 'davanın makul sürede bitirilmesi ilkesi' bağlamında yorumlanmasının önemi nedir? Özellikle Yargıtay'ın, savcılık makamının bekletici sorun kararı verme yetkisi olmadığını belirtmesinin arkasındaki gerekçeyi tartışınız.
CMK Madde 218, ceza davasının bir an önce sonuca ulaşmasını sağlamak amacıyla getirilmiş bir hükümdür. Bu maddenin 'davanın makul sürede bitirilmesi ilkesi' bağlamında yorumlanması büyük önem taşır. Makul sürede yargılanma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde ve Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel bir bileşenidir. Gerekçede de belirtildiği üzere, mahkemenin ceza davasını beklemeye alması, ancak çok zorunlu ve uzmanlığa ilişkin bir husus söz konusu olduğunda karar verilebilecek bir hâl sayılmalıdır; aksi takdirde davanın makul sürede bitirilmesi ilkesi ihlâl edilmiş olur. **Yargıtay'ın Savcılık Yetkisi Konusundaki Gerekçesi:** Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/450 E., 2016/367 K. sayılı kararında, Cumhuriyet Savcılığının bekletici sorun (mesele) kararı verme yetkisinin bulunmadığı açıkça vurgulanmıştır. Bunun arkasındaki gerekçeler şunlardır: 1. **Kanun Metni:** Gerek mülga 1412 sayılı CMUK'nın 255. maddesi, gerekse halen yürürlükte olan 5271 sayılı CMK'nın 218. maddelerinin metinlerinde açıkça 'mahkeme' tanımı geçmektedir. Kanun koyucu, bu yetkiyi yargılamayı yürüten ve karar veren makama, yani mahkemeye tanımıştır. 2. **Denetim Mekanizması Eksikliği:** Cumhuriyet Savcılığının bekletici sorun kararı verme yetkisi olduğu kabul edildiğinde, bu kararların herhangi bir hakim veya mahkeme onayına sunulmaması, denetimsiz bir durum yaratır. Ceza adaleti sisteminde, hürriyeti bağlayıcı ve adli para cezaları gibi ağır sonuçlar doğuran suçlarda bu tür önemli kararların denetimsiz bırakılması, ileride telafisi mümkün olmayacak zararlara sebebiyet verebilir. 3. **Kovuşturma Mecburiyeti İlkesi:** CMK 170/2 uyarınca, soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenlemek zorundadır. Bu hüküm, Savcının bu mecburiyetini geçici olarak ortadan kaldıramaz. 4. **Zamanaşımı Üzerindeki Etki:** Savcılık makamının verdiği bekletici sorun kararının hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle, TCK 67. maddesi kapsamında 'zaman aşımını durduran' kararlardan sayılmayacağı kabul edilmektedir. Bu, davanın gereksiz uzamasına ve zaman aşımına uğramasına neden olabilir. Bu gerekçeler, bekletici sorun müessesesinin yalnızca yargılama makamı olan mahkeme tarafından ve çok istisnai durumlarda kullanılması gerektiğini, aksi takdirde adil yargılanma hakkı ve yargılama ekonomisi ilkelerinin zedeleneceğini göstermektedir.