TCK Madde 157'de dolandırıcılık suçunun unsurları arasında yer alan 'mağdurun yanılgıya düşürülmesi' ve 'yanıltma sonucu haksız çıkar sağlanması' arasındaki illiyet bağını bir Yargıtay kararından örnek vererek açıklayınız.
Dolandırıcılık suçunun oluşumu için, failin hileli davranışlarıyla mağduru yanılgıya düşürmesi ve bu yanılgı sonucunda mağdurun veya başkasının zararına olarak failin veya başkasının haksız bir yarar sağlaması arasında bir illiyet bağı bulunması zorunludur. Yani, mağdurun zarara uğraması ve failin menfaat elde etmesi, doğrudan failin hileli davranışlarının bir sonucu olmalıdır. **Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/4 E., 2019/383 K. sayılı kararı** bu illiyet bağını somutlaştıran önemli bir örnektir. Kararda, sanığın aynı iş yerinde kasiyer olarak çalışan mağdurlara değişik zamanlarda menü siparişi vererek önce 100 TL uzattığı, mağdurların para üstünü tamamlamak amacıyla kasada bozuk para aradıkları sırada ödemeyi bozuk para ile yapabileceğini söyleyip verdiği 100 TL'yi geri istediği, her iki mağdurdan da 100 TL'sini geri aldıktan sonra siparişin tutarını ödemek üzere bir miktar bozuk para verdiği, kalan kısmı da vereceği sırada mağdurları lafa tutarak karışıklığa neden olduğu ve bozuk para ile ödeme yaptıktan sonra 100 TL'sini geri almadığını söylemek suretiyle mağdurları yanılgıya düşürüp rızalarıyla 100'er TL'yi kendisine teslim etmelerini sağladığı belirtilmiştir. **İlliyet Bağının Analizi:** Bu olayda, sanığın 'bir kaç kez para uzatıp geri almak' ve 'başka konulardan konuşarak karışıklık yaratmak' şeklindeki 'ısrarlı ve kararlı' hileli davranışları, mağdurların 'yanılgıya düşmesine' neden olmuştur. Mağdurlar, bu karışıklık ve yanılgı sonucunda, aslında kendilerinde olması gereken 100'er TL'yi sanığa 'rızalarıyla' (ancak bu rıza hile ile sakatlanmıştır) teslim etmişlerdir. Failin 'fazladan kendisine 100’er TL daha verilmesini sağlaması', hileli davranışların doğrudan bir 'sonucu' ve failin 'haksız menfaati' olmuştur. Dolayısıyla, mağdurların zararı ile sanığın hileli eylemleri arasında doğrudan ve uygun bir nedensellik bağı kurulmuştur. Bu nedenle Yargıtay, eylemi basit dolandırıcılık (TCK 157/1) olarak nitelendirilmiştir. Bu karar, dolandırıcılıkta hilenin, mağduru aktif olarak yanılgıya düşürüp iradesini sakatlaması ve bu sakatlanmış iradenin doğrudan bir malvarlığı tasarrufuna yol açması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.