Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/5731 E., 2016/6481 K. sayılı 'define olayı' kararında, sanıkların eylemleri neden hırsızlık değil de dolandırıcılık olarak nitelendirilmiştir? Bu kararı, dolandırıcılık suçunun 'hile' ve 'zarar' unsurları açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #264653

Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/5731 E., 2016/6481 K. sayılı 'define olayı' kararında, sanıkların şikayetçilere define bulabileceklerini söyleyerek, kazdırdıkları çukura ilaç döküp, sihirli küpün erken patladığını ve sihirli ilaca ihtiyaç olduğunu belirterek para almaları eylemi dolandırıcılık olarak nitelendirilmiştir. Bu nitelendirmenin ardındaki temel sebepler, dolandırıcılık suçunun 'hile' ve 'zarar' unsurlarının somut olayda nasıl gerçekleştiğiyle ilgilidir. **Hile Unsuru:** Sanıkların eylemleri, basit bir yalanın ötesinde, şikayetçileri aldatmaya yönelik 'ustaca' ve 'yoğun' hileli davranışlar içermektedir. * 'Define işiyle uğraştıklarını ve define bulabileceklerini' söyleyerek güven telkin etmeleri. * 'Resmi olarak yaptıkları ve yüzde kırkını devlete verdikleri' yalanıyla inandırıcılık sağlamaları. * Şikayetçileri tarlaya götürüp yeri kazmalarını istemeleri, çukura ilaç dökerek 'sihir' yaptıkları izlenimi yaratmaları. * 'Küpün erken patladığı' ve 'sihirli ilaca ihtiyaç olduğu' gibi tamamen uydurma senaryolarla şikayetçileri yanıltmaları. * Çuvaldan 'Meryem Ana heykeli' çıkarıp göstermeleri, dolandırıcılığın inandırıcı kılınması için yapılan dış hareketlerdir. Bu davranışlar, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun dolandırıcılık suçundaki 'hile' tanımına (nitelikli yalan, mağdurun denetim olanağını ortadan kaldıran ustaca davranışlar) tamamen uymaktadır. Şikayetçiler, sanıkların bu kurgusal senaryosuna ve hileli davranışlarına inanarak, kendi rızalarıyla paralarını teslim etmişlerdir. **Zarar Unsuru:** Şikayetçilerin uğradığı zarar, sanıkların hileli davranışları sonucunda doğrudan meydana gelmiştir. Şikayetçiler, define bulma vaadiyle kandırılarak, sahip oldukları parayı sanıklara teslim etmiş ve bu paraları geri alamamışlardır. Dolayısıyla, malvarlıklarında bir eksilme oluşmuştur. **Hırsızlık Suçu ile Farkı:** Bu olayda hırsızlık suçu oluşmazdı, çünkü mağdurlar parayı sanıklara cebir veya tehdit olmaksızın, hile sonucu kendi iradeleriyle 'teslim etmişlerdir'. Hırsızlıkta mal, zilyedin rızası dışında alınır. Sanıkların burada el çabukluğu veya gizlice alma gibi hırsızlığa özgü bir fiili bulunmamaktadır; ana eylem, mağdurları aldatarak rızalarını elde etmektir. Bu nedenle, mahkeme, sanıkların eylemlerini dolandırıcılık olarak isabetli bir şekilde nitelendirmiştir.