Dolandırıcılık suçu (TCK 157) ile hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçu (TCK 155) arasındaki temel farkları, özellikle 'zilyetlik devri' ve 'hile' unsurları açısından açıklayınız. Yargıtay içtihadında bu ayırım nasıl yapılmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #264646

Dolandırıcılık suçu (TCK 157) ile hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçu (TCK 155), her ikisi de malvarlığına karşı işlenen suçlar olmakla birlikte, temel farkları malın faile nasıl geçtiği ve 'hile' unsurunun suçun hangi aşamasında rol oynadığıdır. **1. Hile Unsuru:** * **Dolandırıcılık (TCK 157):** Hile, suçun oluşumundaki kilit unsurdur. Fail, 'hileli davranışlarla' mağduru aldatır ve bu aldatma sonucunda mağdur, kendi iradesiyle (ancak iradesi sakatlanmış bir şekilde) malvarlığını faile teslim eder. Hile, başlangıçta malın elde edilmesini sağlayan bir araçtır. * **Hizmet Sebebiyle Güveni Kötüye Kullanma (TCK 155):** Bu suçta, malın faile teslimi başlangıçta hukuka uygun ve aldatılmamış bir iradeye dayanır. Fail, malın 'zilyedi' olur; yani mal, belirli bir amaçla (muhafaza etmek, belirli bir şekilde kullanmak vb.) faile rızayla tevdi ve teslim edilir. Hileli bir davranış olmaksızın, hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisi (hizmet, vekalet, emanet vb.) mevcuttur. Suç, failin malı veriliş gayesinin dışında, malikmiş gibi tasarrufta bulunması veya devir olgusunu inkar etmesiyle oluşur. Yani, hile malı elde etme aşamasında değil, mal zilyetliğinin devrinden sonraki tasarruf aşamasındadır. **2. Zilyetlik Devri:** * **Dolandırıcılık:** Mağdurun iradesi hile ile sakatlanır ve bu sakatlanmış iradeyle malın zilyetliği faile 'devredilir'. * **Hizmet Sebebiyle Güveni Kötüye Kullanma:** Malın zilyetliği, hukuken geçerli ve hilesiz bir sözleşme ilişkisiyle, tam ve usulüne uygun bir şekilde faile 'tevdi edilir'. **Yargıtay'ın Ayırımı:** Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/22085 E., 2017/9709 K. sayılı kararında bu ayırım netleştirilmiştir. Kararda, 'Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi, belirli biçimde kullanılmak için hukuka ve yöntemine uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edilmektedir.' denilmiştir. Somut olayda, şirketin ortakları arasında zilyetlik devri olmadığı ve bütün ortakların şirketi birlikte idare ettiği, malların sanıkların uhdesine bırakılan mallar olmadığı belirtilerek güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanıkların sahte belge tanzim ederek hileli hareketlerle şirketin diğer ortaklarının zararına haksız menfaat temin etmelerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Temel kriter, malın elde edilme biçimindeki 'hile' unsurunun varlığıdır.