Fuhuş suçunda (TCK 227) adli para cezasının hapis cezasıyla birlikte hükmedilmesinin zorunluluğu nedir? Yargıtay içtihadında bu zorunluluğun göz ardı edilmesi durumunda nasıl bir yol izlenmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #264645

Fuhuş suçu, TCK Madde 227'nin birinci ve ikinci fıkralarında hapis cezasının yanı sıra 'adlî para cezası ile cezalandırılır' şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme, hapis ve adli para cezasının 'seçenekli' (alternatifli) olarak değil, 'birlikte' düzenlendiğini ve dolayısıyla her iki ceza türünün de birlikte hükmedilmesi gerektiğini göstermektedir. Maddenin gerekçesi, bu suçun işlenmesi suretiyle bir kazanç elde edilebileceği için, karşılığında hapis cezasının yanı sıra adlî para cezası da öngörüldüğünü belirtir. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihadına göre (örneğin Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2013/8340 E., 2014/7152 K. ve Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/7879 E., 2018/1775 K. ile 2017/4318 E., 2018/234 K.), TCK 227/1 ve 2. maddelerinde hapis cezası ile birlikte adli para cezası da düzenlenmiş olmasına karşın, sadece hapis cezasına hükmedilmesi eksik ceza tayini anlamına gelir ve yasaya aykırıdır. Ancak, bu eksiklik tek başına bir bozma nedeni olarak ele alınmamakta, eğer aleyhe temyiz başvurusu bulunmuyorsa, Yargıtay bu eksikliği bozma sebebi yapmayabilmektedir. Bu durum, sanık aleyhine hükmü bozma yasağının (reformatio in peius) bir yansımasıdır. Yani, sanık aleyhine temyiz yoluna başvurulmadığı sürece, sanık aleyhine olan bir eksiklik (daha az ceza verilmesi) tek başına hükmün bozulmasına neden olmaz.