CMK Madde 218/2'de düzenlenen yaş tespiti sorununda, mahkemenin yetkisinin sınırı nedir? Özellikle 'resmi bir kurumda doğma' iddiasının bulunması halinde Yargıtay'ın izlediği yol ve çelişkili görüşler nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #264638

CMK Madde 218/2'ye göre, kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması halinde mahkeme, ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek hükmünü verir. Bu yetki, ceza mahkemesine doğrudan yaş tespiti yapma imkanı tanır. Ancak mahkemenin bu yetkisinin sınırları ve 'resmi bir kurumda doğma' iddiası karşısındaki durumu Yargıtay içtihadında tartışılmıştır. **Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/8708 E., 2017/3421 K. sayılı kararı:** Mağdurenin yaşına itiraz edilmesi üzerine, öncelikle mağdurenin resmi bir kurumda doğup doğmadığı araştırılması, resmi bir kurumda doğmadığının tespiti halinde yaş tespitine esas olacak şekilde kemik grafileri çektirilerek tam teşekküllü bir hastaneden rapor alınması, duraksama halinde Adli Tıp Kurumu'ndan görüş alınarak gerçek yaşının saptanması gerektiği belirtilmiştir. **Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/5-974 E., 2013/49 K. sayılı kararı (Direnme Kararı):** Mağdurenin hastanede doğduğu ve nüfusa kaydedildiği belirtilerek, resmi bir kurumda doğanların yaşının düzeltilmesine yasal imkan bulunmadığı, bu itibarla adli tıptan görüş sorulmasına gerek bulunmadığına karar verilmiştir. Bu karar, nüfus kaydının resmi bir kurumda doğuma dayalı olması halinde, yaş düzeltme iddialarının ciddiye alınmamasını ve adli tıp incelemesine gerek olmadığını savunmuştur. **Çelişkili Görüşler:** Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin kararındaki 'resmi bir kurumda doğup doğmadığı araştırılması' hükmü ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun direnme kararındaki 'hastane doğumlu ve nüfusa kayıtlı olanın yaşına ilişkin adli tıp incelemesine gerek yok' yaklaşımı arasında bir nüans bulunmaktadır. Ceza Genel Kurulu'nun direnme kararına karşı çıkan azınlık görüşü ise, mağdurun babasının beyanlarıyla ölen kardeşinin nüfus kaydının kullanıldığı iddiası gibi ciddi şüpheler karşısında keşif veya araştırma yapmadan hüküm kurulmasının telafisi imkansız hatalara yol açabileceğini belirtmiştir. Bu durum, 'maddi gerçeğin araştırılması' ilkesi ile 'nüfus kayıtlarının kesinliği' ilkesi arasındaki gerilimi yansıtmaktadır. Genelde resmi kaydın aksini ispatlamak için ciddi ve somut deliller aranır, ancak ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşma ilkesi daha ağır basabilir.