Dolandırıcılık suçunda (TCK 157), 'önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması' halinde suçun oluşup oluşmayacağını Yargıtay içtihadı ile açıklayınız. Bu durumun, suçun 'zarar' ve 'nedensellik bağı' unsurları üzerindeki etkisini irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #264631

Yargıtay'ın yerleşmiş içtihadına göre (örneğin, Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2014/25751 E., 2017/15770 K. ve Yargıtay 21. Ceza Dairesi 2016/10519 E., 2017/69 K.), önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde dolandırıcılık suçu oluşmaz. Bunun temel nedeni, dolandırıcılık suçunun unsurları olan 'zarar' ve 'nedensellik bağı' ile ilgilidir. Dolandırıcılık suçunda zarar, failin hileli davranışları sonucunda doğrudan doğruya meydana gelmelidir. Eğer borç, hileli davranışlardan önce zaten mevcut ise, hileli davranışlar bu borcu ortaya çıkarmadığı gibi, bu borcun ödenmemesi nedeniyle oluşan zarar da hileli davranışların bir sonucu değildir. Hile, bu durumda sadece mevcut bir borcun ödenmesini geciktirme veya borçtan kurtulma amacına yönelik olabilir, ancak mağduru aldatarak malvarlığında yeni bir eksilmeye neden olmaz. Örneğin, sanığın, daha önceden doğmuş bir borcu karşılığında katılana sahte senet vermesi eyleminde, Yargıtay 21. Ceza Dairesi (2016/10519 E., 2017/69 K.) borcun önceden doğmuş olması sebebiyle senet vermesinin hile unsuru olarak kabul edilemeyeceğine ve zarar ile senet arasında nedensellik bağı bulunmadığından dolandırıcılık suçunun oluşmadığına karar vermiştir. Bu tür durumlarda, eylem sahtecilik gibi başka bir suçu oluşturabilir, ancak dolandırıcılık suçunun özünü oluşturan 'hile ile aldatma ve bunun sonucunda malvarlığı zararı' unsuru gerçekleşmez.