Dolandırıcılık suçunda mağdurun hukuka veya ahlaka aykırı bir amacının olması, suçun oluşumuna engel teşkil eder mi? Bu hususu özel hukuk ve ceza hukuku prensipleri bağlamında Ceza Genel Kurulu'nun yerleşmiş içtihadı ile tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #264630

Hayır, dolandırıcılık suçunda mağdurun hukuka veya ahlaka aykırı bir amacının olması, kural olarak suçun oluşumuna engel teşkil etmez. Bu konu, özel hukukta (Borçlar Kanunu'nda geçersiz sözleşmeler, kumar borçları gibi) meşru olmayan hareketlere rağmen hile ile aldatılanların korunması gerektiği prensibine benzer şekilde, ceza hukuku açısından da tartışılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/1072 E., 2018/633 K. sayılı kararında bu husus ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Öğretideki baskın görüş ve Yargıtay'ın yerleşmiş içtihadına göre, dolandırıcılık suçu kamu yararı dolayısıyla cezalandırılır. Fail ile mağdur arasındaki anlaşma hukuka ve ahlâka aykırılık nedeniyle geçersiz (bâtıl) olsa bile, bir malvarlığı zararı meydana gelmiştir. Mağdur malvarlığını hukuka aykırı amaçlarla kullansa bile, malvarlığının dolandırıcılıktan kaynaklanacak zararlara karşı korunmasını kaybetmez. Aksinin kabulü, hileyi yapan failin korunması anlamına gelir ki bu, ceza hukukunun amacına aykırıdır. TCK'nın 157/1. madde hükmü, sağlanan yararın mağdur yönünden haksız olmasını aramamaktadır. Ayrıca, TCK 158/2'de yer alan 'kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden' kişinin cezalandırılması, mağdurun yapmak istediği işin hukuka uygun olması aranmaksızın nitelikli dolandırıcılığın oluşabileceğini göstermektedir. Bu ağırlaştırıcı sebep bakımından, mağdurun iyi niyetli olmaması, hileli hareketlerle aldanmadığı ve iradesinin fesada uğramadığı anlamına gelmez. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.11.1998 tarihli ve 280-359 sayılı kararında da dolandırıcılık suçunun oluşumu için mağdurun ihlâl edilen çıkarının meşru olmamasının öneminin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle, failin ahlaka aykırı bir yönteme başvurarak gerçekleştirdiği hileli davranışlar sonucunda mağdurun malvarlığında zarar meydana gelmişse, dolandırıcılık suçu oluşur. Örneğin, para karşılığı cinsel ilişki vaadiyle para alıp ortadan kaybolan sanığın eylemi, Yargıtay tarafından dolandırıcılık suçu olarak kabul edilmiştir (Yargıtay CGK 2015/1072 E., 2018/633 K.).