Dolandırıcılık suçu ile Hırsızlık suçu arasındaki temel farkları açıklayınız. Özellikle, mağdurun 'rızası' ve 'hileli davranışlar'ın rolü bu farkların belirlenmesinde nasıl bir kriter oluşturur? Ceza Genel Kurulu kararları ışığında değerlendiriniz.
Dolandırıcılık (TCK 157) ve Hırsızlık (TCK 141) suçları, malvarlığına karşı işlenen suçlar olmalarına rağmen, temel farkları özellikle mağdurun 'rızası' ve 'hileli davranışlar'ın işleniş biçiminde yatar. 1. **Mağdurun Rızası:** Hırsızlık suçunda eşya, sahibinin (zilyedinin) rızası olmaksızın alınmasına karşın dolandırıcılık suçunda mal, sahibinin (zilyedin) rızasıyla teslim edilmektedir. Ancak bu rıza, failin hileli davranışları sonucu elde edilmiş olup, hukuken geçerli bir rıza değildir; iradesi fesada uğratılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (örneğin 2017/4 E., 2019/383 K. ve 2015/341 K.), dolandırıcılık suçunda önemli olan hususun zilyetliğin hileli davranışlar sonucu devredilmesi olduğunu, zilyetliğin belirli bir süre için dahi devredilmiş olmasının suçun oluşumu için yeterli olduğunu vurgular. 2. **Hileli Davranışların Rolü:** Hırsızlık suçunda hile, eylemi kolaylaştırmak için kullanılabilir (örneğin, dalgınlıktan yararlanma), ancak malın zilyedin rızasıyla teslimini sağlamaya yönelik değildir; fail malı maddi bir hareketle (el çabukluğu, kapkaç gibi) alır. Dolandırıcılıkta ise hile, mağduru aldatarak onun iradesini sakatlamayı ve malı 'rızasıyla' teslim etmesini sağlamayı amaçlar. Eğer hileli davranışlar geçici de olsa rızai bir teslimi doğurmamış, mal failin el çabukluğu veya özel becerisi gibi maddi bir hareketiyle bulunduğu yerden alınmışsa, eylem hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Yargıtay, bir kasiyerin para üstü verme anındaki dalgınlığından yararlanarak fazla para almayı hırsızlık değil, 'nitelikli yalan' olan hileli davranışlarla dolandırıcılık olarak kabul etmiştir (Yargıtay CGK 2017/4 E., 2019/383 K.). Özetle, hırsızlıkta mal 'alınır', dolandırıcılıkta ise hile nedeniyle mağdur tarafından 'verilir'.