TCK Madde 227'de yer alan 'hile' unsurunun Dolandırıcılık Suçu'ndaki (TCK 157) 'hile' tanımından farklılıkları ve benzerlikleri nelerdir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun konuya ilişkin yaklaşımını örneklerle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #264621

TCK Madde 227/4'teki 'hile' unsuru ile TCK Madde 157'deki 'hile' unsuru, her ikisi de aldatıcı davranışları ifade etse de, bağlamları ve Yargıtay'ın uygulama farklılıkları bulunmaktadır. Her iki suç için de 'hile' kavramı, Türk Dil Kurumu'nca 'birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, desise, entrika' olarak tanımlanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, TCK 157 bağlamında hileyi 'nitelikli yalan' olarak ele alır; yalanın belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olması, mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırması ve yanılgı sonucu haksız çıkar sağlanması gerekmektedir (Yargıtay CGK 2017/590 E., 2017/318 K. ve 2017/4 E., 2019/383 K.). Basit bir yalan dolandırıcılık için yeterli değildir. TCK 227/4 açısından ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/417 K. sayılı kararında hileyi 'bir kimsenin fuhuş için temin edileceğini bilmemesi' durumu olarak açıklamış, failin gerçek amacını mağdurdan saklaması ve mağdurun kandırılması gerektiğini belirtmiştir. Örneğin, fabrikada iş bulduğu, iyi bir aile yanına verileceği, geçici bir süre akrabasının yanında kalması gerektiği söylenerek fuhuş için mağdurenin erkeklere temini halinde suçun bu nitelikli haliyle gerçekleştiği kabul edilmiştir. Her iki suçta da hile, mağdurun iradesini sakatlamayı hedefler. Dolandırıcılıkta bu irade, bir malvarlığı tasarrufuna yöneliktir; fuhuş suçunda ise cinsel eyleme yönelik iradenin sakatlanmasıdır. Fuhuş suçunda, hilenin varlığı somut olaya göre tayin ve takdir edilir, dolandırıcılıkta olduğu gibi 'nitelikli yalan' şartı aranmakla birlikte, malvarlığına yönelik bir çıkar elde etme kastı yerine, mağduru fuhşa sürükleme kastı ön plandadır.