TCK Madde 227'nin dördüncü fıkrasında düzenlenen nitelikli hallerden 'çaresizlikten yararlanma' kavramını Yargıtay içtihadı ışığında açıklayınız. Hangi durumlarda 'çaresizlikten yararlanma'dan söz edilemez?
TCK Madde 227'nin dördüncü fıkrasında, cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında verilecek cezanın artırılması öngörülmüştür. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/15853 E., 2016/18706 K. ve 2015/24381 E., 2017/2235 K. sayılı kararlarında 'çaresizlikten yararlanma' kavramı detaylıca açıklanmıştır. Buna göre, çaresizlikten söz edebilmek için kişinin muhtaç durumda bulunması, bu muhtaç hâlin yarattığı sonuçtan yararlanılarak sömürülmesinin gerektiği belirtilmiştir. TCK'nın 227/4. maddesinde belirtilen çaresizlik hâlinde, hayatını devam ettirmek, bir yerde kalmak veya gitmek gibi konularda yapacak bir şeyi olmayan kimsenin durumunu anlamak gereklidir. Bu nitelikli hâlin varlığının kabulü için, mağdurun üstesinden gelemeyeceği bir çaresizlik ortamında bulunması zorunludur. Ancak, mağdurun ülkesinde yaşadığı ekonomik güçlükler sebebiyle Türkiye'ye gelerek para kazanmak amacıyla rıza ile fuhşa yönelmesinde sanığın, mağdurun çaresizliklerinden yararlanmasından söz edilemeyeceği Yargıtay tarafından vurgulanmıştır. Dolayısıyla, sadece ekonomik zorluklar nedeniyle fuhşa rıza göstermek, tek başına bu nitelikli hâlin oluşması için yeterli görülmemektedir; failin, mağdurun bu üstesinden gelinemez durumundan özel olarak yararlanarak onu fuhşa sevk etmesi veya fuhuş yapmasını sağlaması gerekmektedir.