Sanığın, katılanın rızasıyla evli oldukları dönemde öğrendiği e-posta şifresini, boşanma davası sırasında kullanarak hesaba girmesi ve buradaki yazışmaları mahkemeye delil olarak sunması eyleminde, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/9555 E. sayılı kararı 'hukuka aykırılık bilinci' açısından nasıl bir değerlendirme yapmıştır?
Yargıtay 12. CD. 2015/9555 E. sayılı kararında, sanığın bu eylemi ikiye ayırarak değerlendirmiştir. E-posta hesabına girme eylemini TCK m. 243/1 (bilişim sistemine girme) kapsamında suç olarak görmüş ve bu suçtan mahkumiyetin bozulmasını istemiştir. Ancak yazışmaları boşanma davasına delil olarak sunma eylemini TCK m. 132/2 (haberleşmenin gizliliğini ihlal) kapsamında değerlendirmiş, fakat bu suçtan verilen beraat kararını onamıştır. Beraat kararının onanma gerekçesi, sanığın 'hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği'dir. Yargıtay, sanığın amacının haberleşme içeriklerini ifşa etmek değil, boşanma davasındaki iddiasını (örneğin sadakat yükümlülüğünün ihlali) ispatlamak olduğunu kabul etmiştir. Bu durumda, sanığın eylemini bir 'hakkı koruma' veya 'iddia ve savunma dokunulmazlığı' kapsamında gördüğü ve bu nedenle kastın bir unsuru olan 'hukuka aykırılık bilinci'nin bulunmadığı sonucuna varmıştır. Bu, ceza sorumluluğunu kaldıran bir neden olarak kabul edilmiştir.