Yargıtay kararlarında, 'rızanın varlığı' durumunda cinsel taciz suçunun oluşmadığına dair ilke, gönül ilişkisi olan taraflar arasındaki 'Facebook paylaşımları' gibi eylemler açısından nasıl yorumlanmaktadır?
Cinsel taciz suçunda eylemlerin hukuka aykırı olması, yani mağdurun rızası hilafına gerçekleşmesi esastır. Eğer mağdurun rızası varsa, TCK 26. maddedeki hukuka uygunluk nedeni gereği suç oluşmaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2021/13215 E., 2023/1371 K. sayılı kararında, mağdure ile sanık arasında daha önceden gönül ilişkisi yaşanması ve mağdurenin daha önce herkese açık olarak paylaştığı fotoğrafının sanık tarafından kendi Facebook sayfasında paylaşılarak altına yazılan iddianameye konu sözlerin (örneğin 'Sana sarılıp kokunu içime çekmek ve seni sevdiğimi kulağına fısıldamak istiyorum') incelenmesi gerekmiştir. Kararda, bu sözlerin 'bizatihi cinsellik içermediği gibi cinsel amaçla yazdığına dair de her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı' gözetilerek sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, gönül ilişkisi gibi özel bir bağlamda, kullanılan ifadelerin 'cinsel amaç' taşıyıp taşımadığının şüpheden uzak şekilde ispatlanmasını ve rızanın bulunup bulunmadığını dikkatle değerlendirmeyi gerektirir. Yargıtay, bu tür durumlarda şüpheden sanık yararlanır ilkesini uygulamaktadır.