Bir ceza davasında 'iddianame'nin (CMK m.170, 225) yargılamanın sınırlarını nasıl belirlediğini ve eksik bir iddianamenin hukuki sonuçlarını açıklayınız.
Ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen bir iddianame ile açılır (CMK m.170/1). İddianame, kovuşturma aşamasının sınırlarını belirleyen bir yol haritası niteliğindedir. CMK Madde 225 uyarınca, 'Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.' Bu ilke, 'davasız yargılama olmaz' ve 'yargılamanın sınırlılığı' olarak ifade edilir; yani hakim, yalnızca hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilir. İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur (CMK m.170/4). Eksik bir iddianame, yani suçun unsurlarını oluşturan fiillerin açıklanmaması veya failin belirtilmemesi, hukuka aykırılık oluşturur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2015/638 E., 2015/44731 K. sayılı kararında, sanıkların kime karşı hangi eylemleriyle yağma suçunu işlediklerine dair bir hususa iddianamede yer verilmemesinin usulüne uygun bir dava açıldığı anlamına gelmeyeceği ve bu eksikliğin giderilmesi gerektiği belirtilmiştir. Aksi halde, iddianamenin iadesi (CMK m.174/1-b) gündeme gelebilir.