Ceza Muhakemesi Hukukunda, iddianamede belirtilen 'maddi vakıaların karışımı ile sınırlandırılan insan davranışları' ilkesinin (CMK m.225) ve 'davasız yargılama olmaz' prensibinin cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardaki yansımalarını açıklayınız.
Ceza Muhakemesi Hukukunda 'davasız yargılama olmaz' ilkesi (nulla poena sine iudicio) gereği, mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekir (CMK m.170/1). CMK Madde 225 uyarınca ise, 'Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.' Bu ilke, yargılamanın iddianamede belirtilen maddi vakıalar ve faille sınırlı olmasını gerektirir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda da bu prensip geçerlidir. İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanmalıdır. Bu sayede, sanık hangi fiilden yargılandığını bilecek ve savunma hakkını etkin kullanabilecektir. İddianameye konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması Kanuna açıkça aykırılık oluşturur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2015/638 E., 2015/44731 K. sayılı kararında, sanıkların kime karşı hangi eylemleriyle yağma suçunu işlediklerine dair bir hususa iddianamede yer verilmemesi nedeniyle kesin hüküm oluşturacak şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.