Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 158/1-l bendinde düzenlenen 'kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi' şeklindeki nitelikli dolandırıcılık suçunun, failin bu sıfatı 'gerçekte sahip olmadığı' durumlar için geçerli olmasının önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263741

TCK Madde 158/1-l bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu, failin 'gerçekte sahip olmadığı' bir sıfatı (kamu görevlisi, banka çalışanı vb.) kullanarak veya bu kurumlarla 'ilişkisi olduğunu söyleyerek' işlenmesini nitelikli hal olarak düzenler. Bu bendin uygulanmasındaki temel prensip, failin bu sıfatı veya ilişkiyi hileli bir şekilde kullanmasıdır. Failin bu sıfatı 'gerçekte sahip olmaması' önemlidir; eğer fail gerçekten bir kamu görevlisi veya banka çalışanı ise ve bu sıfatını görevini kötüye kullanarak dolandırıcılık amacıyla kullanıyorsa, eylemi farklı bir suç niteliği taşıyabilir (örneğin zimmet, rüşvet veya görevde yetkiyi kötüye kullanma gibi). Dolayısıyla, bu bent, sahte sıfatla aldatmayı veya yalan ilişki beyanını cezalandırır. Amaç, kamusal güvenin istismar edilmesini engellemektir. Suçun ikinci işleniş biçiminde failin, sahip olmadığı sıfatları kullanmasına, kendisinin polis, savcı, sigortacı veya zabıta olduğunu iddia etmesine gerek yoktur; sadece kamu kurumlarıyla, bankalarla, sigorta veya kredi kurumlarıyla ilişkili olduğunu iddia etmesi yeterlidir (CGK-K.2023/176).