Nitelikli dolandırıcılık suçunda (TCK m.158), 'ticari faaliyet sırasında' işlenen suç (TCK m.158/1-h) ile 'serbest meslek sahibi kişilerin mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güveni kötüye kullanması' (TCK m.158/1-i) arasındaki temel farkı ve uygulayıcılar için bu ayrımın önemini açıklayınız.
Bu iki nitelikli hal arasındaki temel fark, suçun failinin statüsü ve güven ilişkisinin niteliğidir. TCK Madde 158/1-h, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin 'ticari faaliyetleri sırasında' veya kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında işlediği dolandırıcılığı cezalandırır. Bu özgü bir suçtur ve ticari ilişkinin sağladığı güveni istismar eder (Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/265 K. - şahıs işletmesi ticari şirket değildir). TCK Madde 158/1-i ise, avukat, doktor, muhasebeci, mühendis gibi 'serbest meslek sahibi' kişilerin 'mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güveni kötüye kullanması' suretiyle işlediği dolandırıcılığı kapsar. Buradaki güven ilişkisi, mesleki uzmanlığa ve etik kurallara dayanır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/6578 K.). Uygulayıcılar için bu ayrım önemlidir, çünkü failin sıfatı (tacir/şirket yöneticisi mi, serbest meslek sahibi mi) ve eylemin hangi faaliyet kapsamında işlendiği suç vasfının doğru belirlenmesini ve dolayısıyla uygulanacak ceza maddesini etkiler. Örneğin, bir emlakçının veya galericinin eylemi TCK 158/1-h veya 158/1-i kapsamında değerlendirilmez, genellikle basit dolandırıcılık olur, zira bunlar serbest meslek sahibi sayılmazlar.