Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2012/10606 E. ve 2014/9255 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, cinsel taciz suçunda 'sanıkla arasında önceye dayalı iftira atmasını gerektirir ciddi bir husumet bulunduğu kanıtlanamayan katılan mağdurenin aşamalardaki istikrarlı anlatımları'nın mahkumiyete esas alınması nasıl yorumlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263712

Bu karar, Yargıtay'ın cinsel taciz suçlarında sübutu değerlendirirken 'husumet' kavramına atfettiği önemi gösterir. Kararda, sanıkla arasında 'iftira atmasını gerektirir ciddi bir husumet bulunduğu kanıtlanamayan' mağdurenin 'istikrarlı anlatımlarının' mahkumiyete esas alınması, husumet yokluğunun mağdur beyanının güvenilirliğini destekleyici bir faktör olarak görüldüğünü belirtir. Yani, mağdurun sanığa iftira atması için somut ve kanıtlanabilir bir nedenin olmaması, beyanlarının doğruluğuna ilişkin bir karine oluşturmaktadır. Ancak bu durum, 'suçsuzluk/masumiyet karinesi' ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkeleri açısından eleştirilere açıktır, zira husumetin kanıtlanamaması, otomatik olarak mağdurun beyanının mutlak doğru olduğu anlamına gelmez. Yargıtay'ın bu yaklaşımı, bir yandan mağdurların korunması ve suçluların cezasız kalmaması amacını güderken, diğer yandan ispat yükümlülüğünün sanık aleyhine tersine çevrilmemesi gerektiği hassasiyetini de barındırır. Karardaki 'kanıtlanamayan' ifadesi, dosya kapsamında bu yönde bir delil bulunmadığına işaret eder.