Ceza Muhakemesi Hukukunda 'maddi gerçeğe ulaşma' amacının, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ile ilişkisini ve bu dengenin yargılama sürecindeki önemini değerlendiriniz.
Ceza muhakemesi hukukunun temel amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak ve kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Ancak bu amaç, 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmelidir. Bu ilke, sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesi gerektiğini ifade eder (Yargıtay CGK 2012/14-1417 E., 2014/207 K.; Yargıtay CGK 2020/155 E., 2021/320 K.). Dolayısıyla, gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu denge, bir yandan suçluların cezasız kalmasını engellemeye çalışırken, diğer yandan da masum kişilerin haksız yere cezalandırılmasının önüne geçmeyi, yani adli hatayı önlemeyi amaçlar. Bu, adil yargılanma hakkının (İHAS m.6) vazgeçilmez bir unsurudur.