Dolandırıcılık suçunda, 'failin genel olarak memurları, hakimleri, savcıları tanıdığını söyleyerek menfaat temin etmesi' hali (TCK 157) ile 'belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin kendisini kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.) olarak tanıtıp' menfaat temin etmesi (TCK 158/1-l) arasındaki fark nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263688

Bu iki durum arasındaki temel fark, failin hilesinin niteliği ve Kanun'daki nitelikli hallerin özel düzenlemesidir: (1) Failin genel olarak memurları, hakimleri, savcıları tanıdığını söyleyerek menfaat temin etmesi: Bu durum, TCK 158/2'deki 'belirli bir kamu görevlisiyle ilişkisi olduğunu söyleme' nitelikli haline girmez, zira 'belirlilik' unsuru eksiktir. Bu tür bir eylem genellikle TCK 157'deki 'basit dolandırıcılık' olarak kabul edilir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar: 2014/15729, 2014/12458). (2) Belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin kendisini kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.) olarak tanıtıp menfaat temin etmesi: Bu eylem, TCK 158/1-l bendinde düzenlenen 'kişinin, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması' nitelikli halini oluşturur. Burada fail doğrudan sahte bir kamu görevlisi sıfatına bürünmektedir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar: 2017/11782). Dolayısıyla, TCK 158/2'de 'nüfuz iddia etme' (tanıdık vasıtasıyla iş bitirme), TCK 158/1-l'de ise 'kamu görevlisi sıfatını bizzat üstlenme' (veya kurumla ilişkili olduğunu söyleme) söz konusudur.