Yargıtay kararlarında, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda sanığın 'istikrarlı savunmaları' ve mağdurun 'soyut beyanları'nın delil değerlendirmesindeki yeri nedir?
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, sanığın yargılama boyunca suçlamaları istikrarlı bir şekilde inkâr etmesi ve mağdurun beyanlarının yan delillerle desteklenmemesi durumunda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi devreye girer. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2015/9801 E., 2019/12380 K. sayılı kararında, 'Sanığın istikrarlı savunmaları ve tüm dosya içeriğine göre, mağdurenin aşamalarda herhangi bir delille desteklenmeyen soyut beyanları dışında sanığın cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı' gerekçesiyle mahkumiyet hükmü bozulmuştur. Bu karar, iddia edenin soyut beyanının tek delil niteliğinde olduğu ve bunu destekleyen hiçbir somut delilin bulunmadığı durumda, sanığın istikrarlı savunmalarına itibar edilmesi ve şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum, maddi gerçeğe ulaşmada delillerin bütüncül ve şüpheden arındırılmış bir şekilde değerlendirilmesinin önemini vurgular.