HMK Madde 107'deki 'belirsiz alacak davası'nın tüketici hakem heyetleri önünde nasıl değerlendirildiği ve bu davaların görev ilişkisi açısından hukuki sonuçlarını açıklayınız.
Tüketici Uyuşmazlıklarında, HMK Madde 107'de düzenlenen belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürülen alacak isteminde, talep tarihi itibarıyla tüketici hakem heyetlerinin zorunlu görev sınırı dâhilinde bir dava değeri gösterilmişse, öncelikle tüketici hakem heyetine başvuruda bulunulması gerekir. Bu durum, tüketici hakem heyetlerinin Kanun koyucunun belirlediği parasal sınırlar dahilinde zorunlu çözüm yeri olarak işlevini sürdürmesini sağlamayı amaçlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2020 tarihli, 2017/13-551 E., 2010/239 K. sayılı kararında da bu hususa işaret edilmiştir. Bu durumda, davanın görevsizlik nedeniyle değil, 'tüketici hakem heyetine zorunlu başvurunun sağlanmasına ilişkin dava şartı yokluğundan' reddine karar verilmesi gerekir. Zira mahkeme niteliği haiz olmayan tüketici hakem heyetleri ile tüketici mahkemeleri arasında bir görev ilişkisi bulunmamaktadır. Bu, usul ekonomisi ve ihtisaslaşma ilkeleri doğrultusunda, daha düşük değerdeki uyuşmazlıkların öncelikle idari yollarla çözümlenmesini teşvik eder.