Yargıtay'ın dolandırıcılık suçunda 'unsurları eksik çek' kullanılmasını nasıl değerlendirdiği ve bu durumun TCK Madde 158/1-f'deki nitelikli dolandırıcılık suçu ile ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263664

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/434 K. sayılı kararına göre, 'çekin hile unsuru olarak kullanılmasının daha ağır bir cezayı gerektirmesinin nedeni, mağdura bakan yönüdür.' Kanuni unsurları eksik ya da bütünüyle sahte oluşturulmuş bir çek kullanılarak işlenen dolandırıcılık suçlarında da, bankanın maddi varlığı veya böyle bir maddi varlığın bulunduğu algısı hile olarak kullanılmakta, mağdur 'çek'e güvendiği için daha kolay aldatılmaktadır. Bu nedenle iğfal kabiliyetini haiz olması şartıyla çekin tümden sahte olarak oluşturulması ya da unsurlarının eksik olmasının suçun TCK Madde 158/1-f'deki nitelikli halinin oluşumu bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Çek, esasında özel bir belge olmasına rağmen, ticari hayatta büyük yer tuttuğu için kanun koyucu sahtecilik hallerinde resmi belgede sahtecilik hükümlerinin uygulanmasını kabul etmiştir. Yargıtay, keşide yeri gösterilmeyen sahte bir çek vermek suretiyle mal alınması olayında, bankanın maddi varlığı olan çekin suçta araç olarak kullanılması nedeniyle eylemin TCK 158/1-f maddesinde yazılı banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Ancak, Yargıtay CGK 2022/308 K. sayılı kararında, aldatma kabiliyeti bulunmayan ve yasal unsurları eksik olan çekin bankanın maddi varlığı olarak nitelendirilemeyeceği hallerde basit dolandırıcılık oluşabileceği belirtilmiştir.