Yargıtay kararlarında, dolandırıcılık suçunda 'hilenin aldatıcı nitelikte olması' şartının belirlenmesinde hangi objektif ve sübjektif kriterler birlikte değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263659

Dolandırıcılık suçunun unsuru olan 'hile', mağduru aldatabilecek nitelikte olmalıdır. Yargıtay, hilenin aldatıcı nitelikte olup olmadığını her somut olaya göre ve mağdurun içinde bulunduğu duruma göre belirlemektedir. Bu konuda önceden kesin bir kriter oluşturmak mümkün değildir (Veli Özer Özbek vd., Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, s.696). Değerlendirmede şu kriterler göz önünde bulundurulur: (1) Hilenin yoğunluğu ve ustalığı: Hile, mağdurun yargılama yetisini ortadan kaldıracak ölçüde yoğun ve ustaca sergilenmeli, mağdurun yalanı kontrol etme ihtimaline imkan vermemelidir (YCGK- K.2015/1). Basit bir yalan yeterli değildir. (2) Mağdurun sübjektif durumu: Mağdurun iyi niyeti, güven duyguları, eğitim düzeyi, fiil ile ilişki biçimi gibi sübjektif özellikleri hilenin aldatma kabiliyetini etkileyebilir. (3) Dış hareketler: Yalan açıklamalara, mağdurun inceleme eğilimini etkisiz kılacak bir takım dış hareketlerin eklenmesi gerekir. Hile, maddi olmayan yollarla karşısındakini aldatan, düzen, dolap, oyun, entrika ve benzeri her türlü eylem olarak kabul edilebilir (YCGK- K.2015/1). Failin kullandığı belgenin özellikleri (gizlenen veya değiştirilen) de bu kapsamda değerlendirilir.