Ceza Muhakemesi Hukukunda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin temelini oluşturan 'masumiyet/suçsuzluk karinesi'nin cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardaki yansımalarını ve bu ilkenin önemini tartışınız.
Masumiyet/suçsuzluk karinesi (Anayasa m.38/4, İHAS m.6/2), 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesinin temelidir. Bu ilke, bir kimsenin suçluluğu sabit oluncaya kadar masum sayılmasını ve ceza davasında herhangi bir şüphenin sanık lehine yorumlanmasını gerektirir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, 'isnadı kolay, ispatı zor' niteliği taşıdığı için bu ilkenin uygulanması büyük önem arz eder. Yargıtay, bu tür suçlarda mağdurun beyanının tek delil olduğu durumlarda dahi, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinden vazgeçilemeyeceğini vurgular (Yargıtay CGK 2020/155 E., 2021/320 K.). Sanığın suçluluğuna dair şüphe boyutunda kalan, somut ve inandırıcı delillerle desteklenmeyen beyanlara dayanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Hatta, 'suçu işlemesi olası bir kişinin suçsuz bulunması, masum bir kişiye ceza verilmesine tercih edilmesi gerektiği' anlayışı, bu ilkenin temelini oluşturur. Bu ilke, adli hataları önlemek ve hukuk devletinin temel prensiplerini korumak açısından vazgeçilmezdir.