Yargıtay kararlarında, TCK Madde 159'daki 'hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık' suçunun temel şartları nelerdir? Bu suçun takibinin şikayete bağlı olması, kovuşturma şartı açısından nasıl bir öneme sahiptir?
TCK Madde 159'daki 'hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık' suçu, failin geçerli bir hukuki ilişkiye dayanarak sahip olduğunu iddia ettiği bir alacağı hileli davranışlarla tahsil etmeye çalışmasıyla oluşur. Bu suçun uygulanabilmesi için öncelikle ortada 'geçerli bir hukuki ilişki' olmalıdır. Mağdurun iradesi hile yoluyla aldatılarak yapılan hukuki işlemler (örneğin sözleşmeler) tek başına bu hukuki ilişkiyi göstermez; hukuki ilişki tarafların özgür iradesiyle ve dolandırıcılık teşkil eden fiilden önce kurulmuş olmalıdır. Bu suçun takibi şikayete bağlıdır ve 6 aylık şikayet süresine tabidir. Bu nedenle, kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, yani şikayetin süresinde yapılıp yapılmadığının tespiti, davanın devamı için mutlak bir öneme sahiptir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2017/1434 K. sayılı kararında, suça konu senedin kullanıldığı icra dosyasının getirtilip ödeme emri ve dayanak belgelerin katılana tebliğ edildiği tarihin belirlenmesi ve şikayetin süresinde yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiği, aksi takdirde hukuka aykırılık oluşacağı belirtilmiştir.