Dolandırıcılık suçunda 'hileli hareket'in tespiti noktasında Yargıtay'ın 'basit bir incelemeyle durumun fark edilmesi' kriteri ne anlama gelmektedir? Bu kriterin uygulanmasında hangi hususlar göz önünde bulundurulmalıdır?
Dolandırıcılık suçunun temel unsurlarından olan 'hileli hareket', mağdurun aldatılmasına elverişli nitelikte olmalıdır. Yargıtay, hilenin mağdurun 'basit bir incelemeyle durumu fark edebilecek' nitelikte olmaması gerektiğini belirtir. Yani hile, mağdurun denetleme veya inceleme olanağını ortadan kaldıracak ölçüde 'ustaca ve yoğun' olmalıdır. Eğer mağdur, göstereceği basit bir dikkat ve incelemeyle hileyi kolayca fark edebilecek durumdaysa, dolandırıcılık suçunun 'hile' unsuru oluşmamış sayılabilir. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2015/6062 K. sayılı kararında, sanık tarafından verilen senette alacaklı ve borçlu isimlerinin aynı yazılmasının 'sehven yapılan bir hata' olduğu savunması ve katılanın senedi basit bir incelemeyle fark edebilecekken bakmadığı gerekçesiyle 'hile teşkil etmeyen eylem niteliğinde' kaldığı ve dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kriter, hilenin objektif aldatma kabiliyetini vurgular ve mağdurun sübjektif saflığının tek başına yeterli olmadığını gösterir.