Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda 'husumet' iddiasının ispat hukukundaki yeri ve Yargıtay'ın bu konuya yaklaşımını, sanık savunmaları ve mağdur beyanları arasındaki ilişki bağlamında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263625

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda 'husumet' iddiası, sanığın kendisine iftira atıldığına dair savunmasının temelini oluşturabilir. Yargıtay, sanığın husumet iddiasını ciddiye almakta ve bu iddianın araştırılması gerektiğini belirtmektedir. Eğer sanığın husumete ilişkin savunması varsa, bu konuda gerekli delil toplama faaliyetleri (örneğin, ilgili soruşturma/kovuşturma dosyalarının temini, tanık dinlenmesi) gerçekleştirilmelidir (Yargıtay 14. CD 2016/2371 E., 2016/2708 K.; Yargıtay 14. CD 2013/6072 E., 2014/14166 K.). Eksik araştırma, vicdani kanaatin yerinde olmadığı anlamına gelir. Ancak Yargıtay'ın kararlarında, 'taraflar arasında mağdurun kendi iffetini ortaya koyacak şekilde sanığa iftira atmasını gerektirir bir husumetin bulunmaması' ibaresi, mağdurun iddialarının doğruluğuna gerekçe olarak gösterilse de, bu durumun masumiyet karinesine aykırı olabileceği eleştirilmektedir (Yargıtay CGK 2010/5-147 E., 2010/200 K.). Zira husumetin yokluğu, iddiaların otomatik olarak doğru olduğu anlamına gelmez. Önemli olan, dosyadaki tüm delillerin 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesidir.