Türk Hukukunda 'belirsiz alacak davası' kavramı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 107 kapsamında hangi koşullarda ve hangi amaçla düzenlenmiştir? Özellikle, 'hukuki yarar' şartı bu dava türü açısından nasıl yorumlanmaktadır?
Belirsiz alacak davası (HMK Madde 107), davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin alacaklıdan beklenemediği veya bunun imkânsız olduğu hallerde, alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle açabildiği bir dava türüdür. Bu davanın temel amacı, hak arama özgürlüğünü (Anayasa m.36, İHAS m.6) etkin bir şekilde korumak, usul ekonomisine hizmet etmek, davacının yüksek yargılama giderlerine katlanma ve dava konusu hakkın zamanaşımına uğrama riskini azaltmaktır (Hukuk Genel Kurulu 2020/13 E., 2021/431 K.). 'Hukuki yarar' (dava şartı, HMK m.114/1-h) bu dava türü için kritik bir öneme sahiptir. Madde gerekçesinde belirtildiği gibi, alacağın miktarının biliniyor veya tespit edilebilir durumda olması halinde belirsiz alacak davası açılamaz, çünkü bu durumda hukuki yarardan söz edilemez (HMK Madde 107 Gerekçesi). Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/7816 E., 2021/12378 K. sayılı kararı gibi birçok kararda, alacağın belirli veya belirlenebilir olması durumunda hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ancak, sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez; önemli olan objektif imkansızlıktır (Hukuk Genel Kurulu 2022/397 E., 2022/701 K.).