Sanığın eyleminin hem TCK m. 158/1-f (Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması) hem de TCK m. 204 (Resmi belgede sahtecilik) suçlarını oluşturduğu bir durumda, Yargıtay içtihatlarına göre neden gerçek içtima kuralları uygulanır ve her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263597

Bu durumda gerçek içtima kurallarının uygulanmasının ve her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmesinin temel nedeni, bu suçların farklı hukuki değerleri korumasıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre: 1) Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (TCK m. 158/1-f): Bu suç, kişilerin 'malvarlığı haklarını' ve buna bağlı olarak irade serbestisini korumayı amaçlar. Suçun mağduru, malvarlığı zarara uğrayan kişidir. 2) Resmi Belgede Sahtecilik Suçu (TCK m. 204): Bu suç, belgelerin ispat gücüne ve doğruluğuna duyulan 'kamu güvenini' korumayı amaçlar. Bu suçun mağduru, belgelere güven duyan tüm toplum, yani kamudur. Sanık, sahte bir resmi belge (örneğin sahte kimlik, sahte tapu) düzenleyip bunu kullanarak bankadan menfaat temin ettiğinde, 'tek bir fiille' hem kamu güvenini (sahtecilik) hem de bankanın malvarlığını (dolandırıcılık) ihlal etmiş olur. Ancak bu durum, TCK m. 44 anlamında bir fikri içtima olarak kabul edilmez. Çünkü dolandırıcılık suçunun işlenmesi için sahtecilik suçunun işlenmesi zorunlu değildir (hile başka yollarla da yapılabilir). İki suç arasında 'zorunluluk' veya 'tüketen-tüketilen norm' ilişkisi yoktur. Korunan hukuki yararlar farklı olduğu için, her iki suçun da bağımsız olarak oluştuğu kabul edilir ve 'suçların çokluğu' ilkesi gereği (gerçek içtima), faile her bir suçtan ayrı ayrı ceza verilir.