HMK m. 107/1'e göre, 'davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği' hallere, Yargıtay içtihatları ışığında hangi tip işçilik alacakları örnek verilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263596

Yargıtay içtihatları, özellikle Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu'nun kararları (örneğin HGK 2020/13 E.), bu duruma tipik örnekler sunmaktadır. Alacağın miktarının belirlenmesinin işçiden beklenemeyeceği haller genellikle, hesabın işverenin uhdesindeki belgelere veya karmaşık hesaplamalara dayanması durumunda ortaya çıkar. Örnekler: 1) Fazla Mesai, Hafta Tatili ve Ulusal Bayram Genel Tatil Ücretleri: Bu alacakların tam olarak hesaplanabilmesi için işyerindeki puantaj kayıtları, giriş-çıkış saatlerini gösteren belgeler ve ücret bordroları gereklidir. Bu belgeler genellikle işverenin elinde olduğu için işçi, dava açarken alacağını tam olarak bilemez. 2) Giydirilmiş Ücrete Dayalı Tazminatlar (Kıdem-İhbar): Eğer işçinin ücreti, asıl ücrete ek olarak prim, ikramiye, ayni olarak sağlanan yemek ve yol yardımı gibi değişken ve ispatı işveren kayıtlarına bağlı unsurlardan oluşuyorsa, bu durumda giydirilmiş ücretin tespiti yargılamayı gerektirir. Bu nedenle bu tazminatlar da belirsiz alacak davasına konu edilebilir. 3) Gerçek Ücretin Tespiti Gereken Haller: İşçinin ücretinin resmi kayıtlarda düşük gösterilip bir kısmının elden ödendiği durumlarda, gerçek ücretin tespiti tanık dinlenmesi gibi tahkikat işlemlerine bağlı olduğundan, bu ücrete dayalı tüm alacaklar belirsiz hale gelir.