CMK m. 236/1 uyarınca yemin ettirilmeyen mağdurun beyanının delil değeri, CMK m. 217'de düzenlenen 'vicdani delil' sistemi çerçevesinde nasıl bir yer tutar? Yargıcın vicdani kanaati, tek başına yeminsiz mağdur beyanına dayanarak mahkumiyet hükmü kurmak için yeterli midir?
CMK m. 217 uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere göre vicdani kanaatiyle verir. Mağdurun yeminsiz beyanı da bu delillerden biridir ve serbestçe takdir edilir. Ancak vicdani kanaat, keyfi veya soyut bir inanç değildir; delillerin akılcı, mantıksal ve hukuki bir değerlendirmesine dayanmalıdır. Yeminsiz mağdur beyanı, tek başına olduğunda genellikle zayıf bir delil olarak kabul edilir. Bunun nedeni, yeminin sağladığı objektif güvenceden yoksun olması ve mağdurun davanın tarafı olması nedeniyle sübjektif olabilme ihtimalidir. Dolayısıyla, yargıcın vicdani kanaatinin tek başına yeminsiz mağdur beyanına dayanarak bir mahkumiyet kararı vermesi, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ve adil yargılanma hakkı açısından sorunludur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları (örneğin YCGK 2022/350 E. sayılı karardaki atıf), vicdani kanaatin oluşabilmesi için mağdur beyanının mutlaka başka yan delillerle (tıbbi rapor, tanık, fiziksel delil vb.) desteklenmesi ve doğrulanması gerektiğini belirtir. Yargıcın vicdani kanaati, tek bir zayıf delile değil, delillerin bir bütün olarak ve birbirini teyit eder şekilde değerlendirilmesine dayanmalıdır.