Bir cinsel suç davasında, mağdurun, sanığın kendisine yönelik eyleminin 'yerine, şekline ve süresine ilişkin' ayrıntılı ve tutarlı anlatımlarda bulunamaması, Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 21.11.2017 tarihli, 2017/6180 E. sayılı kararında neden sanığın mahkumiyeti için yeterli delil bulunmadığı sonucuna yol açmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263592

Bu durumun yeterli delil sayılmamasının temel nedeni, beyanın somutluktan ve dolayısıyla inandırıcılıktan yoksun olmasıdır. Ceza yargılamasında mahkumiyet, soyut iddialara değil, somut vakıalara dayanmalıdır. Mağdurun, eylemin nerede (örneğin hangi odada, evin hangi bölümünde), nasıl (hangi hareketlerle), ne zaman ve ne kadar süreyle gerçekleştiğine dair temel ayrıntıları verememesi, beyanının güvenilirliğini ciddi şekilde zedeler. Bu durum, birkaç olumsuz ihtimali akla getirir: 1) Olayın hiç yaşanmamış olması ve kurgu olması. 2) Mağdurun olayı yanlış hatırlaması veya başka bir olayla karıştırması. 3) Olayın anlatılandan farklı bir şekilde gerçekleşmiş olması. Yargıtay'ın ilgili kararında da vurgulandığı gibi, mahkemenin, sanığın hangi somut fiili işlediğini gerekçesinde kanıtlarıyla ilişkilendirerek açıklaması zorunludur. Mağdurun ayrıntısız ve soyut beyanları, mahkemenin bu somut vakıa tespitini yapmasına olanak tanımaz. Bu nedenle, sanığın inkârı da karşısında, bu tür bir beyan, mahkumiyet için aranan 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut' delil standardını karşılamadığı için beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.