Cinsel taciz suçunda (TCK m. 105), eylemin çocuğa karşı işlenmesi halinde cezanın artırılması, çocuğun rızasının hukuki geçerliliği açısından nasıl bir anlam taşır? Bu düzenleme ile TCK m. 103'teki cinsel istismar suçu arasındaki sınır nasıl korunmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263586

TCK m. 105/1'de eylemin çocuğa karşı işlenmesi halinin daha ağır bir cezayla yaptırıma bağlanması, kanun koyucunun çocuğun cinsel gelişimini ve ruhsal bütünlüğünü özel olarak koruma iradesini gösterir. Bu, çocuğun bu tür eylemlere vereceği 'rıza'nın, en azından cezanın ağırlığı açısından, hukuken geçersiz veya daha az değerli sayıldığı anlamına gelir. Özellikle 15 yaşından küçük çocuklara yönelik cinsel tacizde, çocuğun rızası hiçbir şekilde hukuka uygunluk nedeni kabul edilmez. Bu düzenleme ile TCK m. 103'teki cinsel istismar suçu arasındaki sınır, 'bedensel temas' kriteriyle korunmaktadır. Cinsel taciz, bedensel temas içermeyen cinsel içerikli söz, yazı veya davranışlardır. Eylem, en ufak bir bedensel temas içerdiğinde (örneğin elleme, okşama), suç cinsel taciz olmaktan çıkar ve TCK m. 103 kapsamındaki cinsel istismara (sarkıntılık düzeyinde) dönüşür. Dolayısıyla, çocuğa yönelik cinsel içerikli eylemler bir yelpaze gibidir: Temas yoksa TCK m. 105 (nitelikli cinsel taciz), ani ve kesintili temas varsa TCK m. 103/1-ikinci cümle (sarkıntılık suretiyle cinsel istismar), daha yoğun temas varsa TCK m. 103/1-birinci cümle (basit cinsel istismar) uygulanır. Cezanın artırılması, temas içermeyen eylemlerin dahi çocuk üzerinde yarattığı tahribatın ciddiye alındığını gösterir.