HMK m. 107/3'ün ilga edilmesinin gerekçesinde, maddenin lafzı nedeniyle 'pek çok farklı görüşün' ortaya çıktığı belirtilmiştir. Bu farklı görüşlerden iki tanesini açıklayınız ve bu durumun hukuk uygulamasında yarattığı temel sorunun ne olduğunu belirtiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #263585

HMK m. 107/3'ün ('Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.') ilga gerekçesinde belirtilen farklı görüşlerden ikisi şunlardır: 1) Geniş Yorum: Bu görüşe göre fıkra, genel bir kural getirmekteydi. Buna göre, bir alacağın kısmi dava yoluyla istenebildiği (yani bölünebilir olduğu) her durumda, alacaklının, alacağının tamamının veya bir kısmının tespiti için ayrıca bir tespit davası açabileceği ve bu dava için hukuki yararının varsayılacağı kabul ediliyordu. Bu, eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılamayacağı yönündeki genel kurala çok geniş bir istisna getiriyordu. 2) Dar Yorum: Bu görüşe göre ise fıkra, sadece HMK m. 107'nin kendi bağlamında, yani 'belirsiz alacak' koşullarının oluştuğu durumlarda uygulanabilirdi. Buna göre, alacağı belirsiz olan bir davacı, kısmi bir eda talebiyle birlikte, alacağının geri kalan belirsiz kısmının tespiti için bir 'külli tespit davası' açabilirdi. Bu yorum, fıkranın uygulama alanını sadece belirsiz alacaklarla sınırlandırıyordu. Bu ve benzeri farklı yorumların hukuk uygulamasında yarattığı temel sorun 'hukuki belirsizlik' ve 'öngörülemezlik'ti. Avukatlar ve mahkemeler, hangi durumlarda ve ne şekilde tespit davası açılabileceği konusunda net bir rehbere sahip değildi. Bu da birbiriyle çelişkili mahkeme kararlarının çıkmasına, usuli hatalara ve hak kayıplarına neden oluyordu. Kanun koyucu, bu net olmayan ve tartışmalı hükmü kaldırarak bu belirsizliğe son vermeyi amaçlamıştır.